İpek’in Tarihçesi

İpek Şehri ve Türkleri

İpek şehri 1455 Fatih orduları tarafından feth edilmiş, Osmanlı hakimiyeti bu şehirde 1912 yılına kadar sürmüştür. 1912 yılında Karadağlılar tarafından şehir yerle bir edilmiştir. 1912 den sonra İpek şehrinde belli başlı Türk aileleri bura topraklarda yaşamaya devam ettiyse de, zaman zaman topluca göçlerle şehri terk etmişlerdir.

Eski Yugoslavya’da yeniden Türkçe eğitimine izin veren kanunun 1951 de kabul edilmesiyle İpek şehrinde yaşayan yerel Türklerde kendi aralarında örgütlenip çocuklarını Türkçe sınıflarda eğitim almalarını sağlamışlar, yanı sıra kendi sivil toplum kuruluşlarınıda kurmuşlardır. Ancak bu devir 1962 yılında kadar sürmüştür. Rahmetli Sedat TATLICI İpek’te Türkçe Eğitim veren ilk ve son Türk öğretmeni olarak günümüzde bile hala anılmaktadır. Bazı aileler de, asimilasyon girdabına kapılıp tarihe karışmışlardır.

İpek’te Osmanlı öncesi Türk-İslam dünyasının önemli kolonizatör dervişleri olarak bildiğimiz ve Balkanların İslamlaşmasında büyük önem taşıyan, Osmanlıya zemin hazırlayan ve Balkanlarda 7 yerde gömülü olarak yatan Sarı Saltuk türbelerinden birinide, İpek şehri kendi bağrında barındırmaktadır. Bugün İpek şehrinde Türk olarak bildiğimiz ve soyadlarındanda anlaşıldığı gibi KASAPOLLİ-KASAPOĞLU, BABAOLLİ-BABAOĞLU, KOLÇAKU-KOLÇAK, BEGOLLİ-BEYOĞLU, ÇOROLLİ-KÖROĞLU ve adını daha sayamadığım birçok özbe öz Türk soydaşlarımız yaşamaktadırlar, ancak buradaki Türk kardeşlerimiz kendi öz benliklerini yitirmişlerdir. Genç nesil Türkçe konuşamamaktadır.

Eski Yugoslavya nüfus sayımlarına baktığımız zaman İpek’te 1961 de -801 Türk, 1971-de 63 Türk, 1981 de -38 Türk, 1991 de -20 Türk olarak kaydını yaptırmıştır.

(1) İpek Mevlevihanesi: Kuruluşuyla ilgili şimdilik akademik bir çalışma yapılmadığından, ilgisizliğinden dolayı bu konuda Mevlevihanenin İpek’te ne zaman kurulduğuyla ilgili kesin bir tarih veremiyoruz. Altay Suroy’un Bay dergisinde kaleme aldığı Mevlananın Rumeli Damgası adlı yazısında Belgrad, Niş, Üsküp, Mostar, Konyeviç, Saraybosna gibi yerlerde Mevlevihanelerden bahsetmektedir.

(2) İpek Mevlevihanesi’nden söz etmemektedir.

Konya’ya gidene kadar bende bu bilgiden mahrumdum, Konya Mevlevi Dergahında asılı olan Dünyadaki Mevlevi Dergahları Haritasına dikkatle bakmasaydım İpek’te böyle bir dergahın var olduğunu bende bilemezdim. İpek Mevlevihanesi bugünkü İpek merkezinde bulunuyormuş. 1912 de şehri işgal eden Karadağlılar tarafından Mevlevihane yerle bir edilmiş ve bir dahada toparlanamamıştır. Ancak İpekli Mevleviler bu trajik olaydan sonrada Mevlevi Şeyhi İsmail tarafından yeniden örgütlenip şeyhe ait evin bir odasında Mesnevi okumaya devam etmişlerdir, eskisi gibi Semah yapamamışlardır. 1865 yılında İstanbul Topkapı Mevlevihanesinin Şeyhi olan Şeyh Ali, İpek Mevlevihanesi Şeyhi olan Şeyh İsmail ile aynı kabileye mensuplarmış.

(3) Bu gün ise İpek şehrinde Mevlevilere ait ne bir dergah ne bir derviş nede bir türbe bulunmamaktadır. Mevlevi derviş ve şeyhlerine ait kabirden oluşan küçük bir mezarlıktan ve bu son İpekli Mevlevi ailesi bireylerinden başka hiçbir kalıntı bulunmamaktadır. Mevlevilere ait olan mezarlar bile yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar, mezarlar yanında inşa edilmiş bir başı bozuk aileye ait gecekondu bulunmaktadır. Son Şeyh Fahri Şehuyla mezarları ziyarete gittiğimizde bile utanmadan yanımızda ihtiyar şeyhe fiziki saldırıda bulunmaya kalkışmışlardır, o anda benim ve arkadaşlarımın erken müdahelesiyle şeyhin burnu bile kanamadan olay yerinden uzaklaştırılmıştır. Duyarlı Türk-İslam Dünyası sevdalılarını, Osmanlı Vakfını ve Osmanlı coğrafyasındaki eserleri korumaya yönelik gönüllü hizmet yapan vakıfları İpek’teki Mevlevi Ailesine ve Mezarlarına sahip çıkmaya davet ediyorum.

(1) MEDENİYET Dergisi, 4 Ekim 2002, sayi 4,sayfa142*Prizren/KOSOVA; (2) Altay Suroy : KOSOVA’DA TÜRK KÜLTÜRÜ veya Türkçe Düşünmek, Sayfa 130, T.C. Kültür Bakanlığı Yay. 2001 Ankara. (3) Kaynak Kişi : Fahri Şehu İpekli Son Mevlevi 29.08.2010 İpek/KOSOVA

Taner KOTLE