Kosova Ülke Raporu

İdari Yapı
Sırbistan ve Karadağ devleti sınırları içinde kalan ve denize çıkışı olmayan Kosova bölgesi 1999 yılından bu yana fiilen Birleşmiş Milletler idaresindedir.
Kosova gerek Sırpların gerekse Arnavutların kültürel kimlikleri açısından büyük önem verdikleri bir bölgedir. 1990’lı yıllarda etnik farklılıklar ve siyasi baskı sonucu alevlenen bir savaş yaşayan Kosova’dan halihazırda Birleşmiş Milletler sorumlu olsa da bölgenin nihai statüsü belirlenmiş değildir.
Kosova Avrupa’nın en yoksul bölgelerinden biridir. Halkının neredeyse yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşamaktadırlar.
Her ne kadar bölge zengin yeraltı kaynaklarına sahip olsa da temel ekonomik gelir kaynağı hala tarımdır.
 
Tarih : Slav ve Arnavut halkları Kosova’da 8. yüzyıldan bu yana birlikte yaşadı. Bölge 14. yüzyılın ortalarına kadar o zamanki Sırp İmparatorluğu’nun merkeziydi ve Sırplar da Kosova’yı devletlerinin doğduğu yer olarak kabul ediyor.
Aradan geçen yüzyıllarda etnik denge Arnavutlardan yana değişirken, Kosova, özellikle destansı şiirlerde de örnekleri görüldüğü gibi Sırbistan’ın altın çağının simgesi haline geldi.
Sırbistan’ın Kosova Savaşı’nda uğradığı yenilgi Müslüman Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçişi beraberinde getirdi.
Yüzyıllarca süren bu dönemin ardından Sırbistan ancak 1913’te Kosova’nın denetimini yeniden ele aldı ve bölge daha sonra Yugoslav Federasyonu’na bağlandı.
 
Özerklik süreci : Sırplar ve Arnavut kökenliler arasında bölgenin denetimi için yaşanan rekabet 20 yüzyıl boyunca sürdü. 1960’larda bölgede Arnavut ulusal kimliğinin bastırılması, Belgrat’ın tutumunun da yumuşamasını sağladı. Arnavut kökenliler Kosova ve Yugoslav yönetimi içinde tutunabilmeye başladı. Ancak Yugoslav Devlet Başkanı Tito’nun ölümü ardından bağımsızlık eğilimleri de iyice güç kazandı.
Kosova’nın Yugoslav yönetimi içindeki etkisinden duyulan rahatsızlık onu takip eden Slobodan Miloşeviç döneminde iyice su yüzüne çıktı. 1989’da Yugoslavya devlet başkanı olan Miloşeviç bölgenin özerklik haklarını geri alma yönünde adımlar attı.
1991’de Arnavut liderlerin bağımsızlık ilanına rağmen 1990’lar boyunca süren pasif direniş hareketi bağımsızlık yada özerkliğin iadesini sağlamayı başaramadı. 1990’lı yılların ortalarında Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK), Sırp hedeflerine saldırılarına hız verdi. Saldırıları büyük ve şiddetli bir Yugoslav askeri harekatı takip etti.
 
Savaş : Slobodan Miloşeviç’in krize çözüm çabalarını reddi ve Kosovalı Arnavutlara karşı uygulanan zulüm kampanyasına yanıt 1999 Mart ayında başlayan NATO hava saldırıları oldu. Sırp güçleri ise bu sırada Arnavutlara karşı etnik temizlik kampanyasına girişti. Yüz binlerce mülteci Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a kaçtı. Olaylarda yaklaşık 10 bin kişi öldü. Sırp güçleri 1999 yazında bölgeden çıkarıldı. Bölgenin yönetimini Birleşmiş Milletler üstlenmiştir. Kosova, cumhuriyet olma yolunda gereken adımları atmış, Meclisini, Hükümetini ve diğer yönetim organlarını oluşturmuştur.
 
12 Haziran 1999 tarih ve 1244 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı’yla geçici olarak Birleşmiş Milletler idaresi altında olan Kosova, idari açıdan 30 belediyeden (Deçan, Dragaş, Urosevaç/Ferizaj, Fusche, Glagovaç, Djakova, Gilan, İstok, Kaçanik, Kameniça, Klina, Leposaviç, Lipljan, Malişevo, Mitroviça, Novaberda, Obiliç, İpek, Podujevo, Priştine, Prizren, Rahovaç, Skenderaj, Suhareka, Shtrepçe, Stimlije, Vitina, Vuçitrin, Zveçan ve Zubin Potok) oluşmaktadır. Söz konusu belediyeler KFOR (NATO Barış Gücü) sorumluluk sahaları itibariyle belirlenmiş beş bölge altında toplanmaktadır. Bu çerçevede, İngiltere Priştine, ABD Gilan, İtalya İpek, Fransa Mitroviça ve Almanya Prizren bölgesinden sorumludur. Türk Tabur Görev Kuvveti de Alman Tugayı bünyesinde Prizren’de görev yapmaktadır.
 
Coğrafi Konumu
Kosova Balkan Yarımadası’nın merkezinde yer almaktadır. Kuzey ve kuzeydoğusu Sırbistan’la idari sınırı oluşturmakta, güney ve güneydoğusu Makedonya’ya, güneybatısı Arnavutluk’a ve batısı Karadağ’a komşudur. Kosova’nın Sırbistan ile 265, Makedonya ile 116, Arnavutluk’la 101 ve Karadağ ile 62 km. olmak üzere sınırlarının toplam uzunluğu 564 km.dir.
 
Yüzölçümü : 10.887 km2
 
Nüfus : 1.956.196 kişi (1991’de yapılan ve Arnavutların boykot ettiği nüfus sayımı sonucu) Nüfusu, Arnavut, Türk, Sırp, Karadağlı, Boşnak, Roman halkları oluşturmaktadır. 1991 yılından bu yana Kosova’da nüfus sayımı yapılmamıştır.
 
Başkent : Priştine
 
Dil : Arnavutça
 
Din : Kosova’da Müslümanlar %76 nüfus oranıyla çoğunluğu oluştururken, Hıristiyan-Katolik dinine mensup olanlar %16, Hıristiyan-Ortodoks dinine mensup olanlar ise %8 nüfus oranına sahiptir. (1991 Yılı Nüfus Sayımına göre)
 
Kosova Standartları
“Etnik köken, ırk veya din esas alınmadan herkesin korkusuzca, kin veya tehlike olmaksızın serbestçe yaşayabileceği, çalışabileceği ve seyahat edebileceği ve herkes için hoşgörünün, adaletin ve barışın olacağı bir Kosova’yı oluşturmak amacıyla 10 Aralık 2003 tarihinde 8 madde’den oluşan ‘’KOSOVA STANDARTLARI’’ benimsenmiştir. (Ayrıntılar Ek1’de sunulmuştur.)
 
I. İşlevsel Demokratik Kurumlar 
II. Kanun Hakimiyeti
III. Hareket Özgürlüğü
IV. Kalıcı Dönüş ve Topluluklar ve Mensuplarının Hakları
V. Ekonomi
VI. Emlak Hakları
VII. Diyalog
VIII. Kosova Koruma Güçleri
 
Ekonomik Yapı
• Halen hiçbir sanayi faaliyetinin bulunmadığı Kosova’da temel faaliyet alanlarını tarım ve Kosova’daki uluslararası varlığa hitap eden hizmetler sektörü oluşturmaktadır.
• Kosova’nın ekonomisi temel olarak tarıma dayanmaktadır. Başlıca tarımsal ürünleri; tahıl (buğday, arpa, mısır), çeşitli sebzeler, kendir, elma ve üzümdür. Ormancılık yapılan bölgelerde sığır, koyun, domuz gibi canlı hayvanlar da yetiştirilmektedir.
• Kosova yer altı kaynakları (kurşun, sülfürlü demir, altın, nikel, linyit, vb) bakımından zengin bir ülkedir. Özellikle, Trepça ve Nova Brdo’da kurşun, bakır, çinko, gümüş, altın ve krom çıkarılmaktadır.
• Ülkedeki işsizlik oranının %60’lar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
• Para Birimi: Euro (1 Ocak 2002’den itibaren)  
KOSOVA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Dışişleri Eski Bakanı Hikmet Çetin, 1992’de Bosna-Hersek konulu bir toplantıda yaşadığı ilginç bir olayı şöyle aktarıyor: “Türkiye de çağrıldı. Miloseviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı [Lawrence Sydney Eagleburger] vardı. Yugoslavya’da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?’ dedi” [Zaman, 22.9.1994].

Bu “başarı”yı açıklayan “Osmanlı barışı” kavramıdır. Hemen belirtmeliyiz ki burada “barış” ile siyasi ve etnik istikrar kastedilmektedir. Birkaç çalkantılı dönem dışında, Osmanlı İmparatorluğu Balkanlarda bir üst kimlik, bir Osmanlı kimliği oluşturmuştur. Bu üst kimlik, 19. yüzyılda milliyetçi akımın doğmasından sonra dahi kolayca yıkılamamıştır. Osmanlı yönetiminde binlerce Boşnak, Arnavut, Pomak ve Çingene kendi rızaları ile İslam dinine geçtiler. İslam’ı, hakim millet olan Türklere entegre olmak ve Hıristiyan Sırp ile Bulgarlara karşı Osmanlı korumasından yararlanmak için kabul ettiler. Bu Balkan Müslümanları etnik olarak Türk değildir. Sırp ve Bulgarlarla aynı dilleri konuşurlar. Ancak din dolayısıyla kendilerini, Slav akrabalarından daha çok Türklere yakın hissetmektedirler. Buna ek olarak, tarih boyunca ve halen bugün Sırplar, milliyetçi idealleri adına Balkan Hıristiyan birliğini parçalarken tek ve sabit bir Müslüman toplum imajı yaymıştır. Türk, Pomak (Müslüman Bulgar), Boşnak (Slav Müslüman) ya da Goralı (Pomaklar ve Makedonya Torbları ile akraba Slav Müslüman), Sırplar için hepsi “Türk”tür; zira hepsi Müslüman’dır. Bu yüzden Türkiye sadece birkaç milyon Balkan Türkünden değil, etnik kökenleri ne olursa olsun nüfusları 10 milyonu bulan Balkan Müslümanlarından da sorumludur. Bu, Türkiye’nin tarihi sorumluluğudur.

Balkan Türklerinin Türkiye’ye olan psikolojik sevgisi bugün hala devam etmektedir. Kosovalı Romlar, Osmanlı Padişahının kendilerine savaşlardaki cesaret ve sadakatlerine mükâfat olarak emanet ettiği sancağı hala saklamaktadır. 1997’de Belgrad’daki gösteriler sırasında bazı pankartlarda “Neredesin ey Osmanlı yönetimi altındaki günler” yazılıydı. Kosova Türk Tabur Görev Kuvvetine gösterilen yoğun sevgi yabancı gözlemci ve gazetecileri zamanında çok şaşırtmıştı. Türkiye’den yapılan her resmi ziyaret, Kosova’da büyük coşku yaratmaktadır. Birçok Müslüman Arnavut için Türkçe ikinci bir dildir. Düğünlerde ve diğer bayramlarda Osmanlı izleri hala canlı. İroniktir ki Balkan Müslümanları Osmanlının hatırasına Türkiye’nin kendisinden daha sadık kalmışlardır. Prizren, tipik bir Osmanlı şehri olmak için tüm özelliklere sahip.
Kosova Türkleri, Türkiye ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerini en üst seviyede tutmaya özen göstermektedirler. Ayrıca Türkiye’deki tüm gelişmeleri de yakından takip etmektedirler. Özellikle Prizren’in Türkiye ile yoğun ticari ve sosyal münasebetleri vardır. Hemen hemen tüm ailelerin Türkiye’de bir akrabası bulunmaktadır. Şimdiye dek Türkiye;
KFOR, UNMIK ve AGİT Misyonuna asker, polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova’nın güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmuştur. Türk taburları sadece güvenlik ile ilgili değil, aynı zamanda insani misyonlar da yerine getirmektedir: okul ve yol inşası, tarihi binaların onarımı, sağlık ve sosyal hizmetler gibi.
Kosova’da Türkiye’nin varlığı her yerde kendini hissettirmektedir.

Türkiye’nin Kosova politikası değişmemiştir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Ekim 2005’te Priştine ve Belgrat ziyaretleri sırasında beyan ettiği gibi: “Kosova, NATO müdahalesinin yapıldığı 1999 öncesine dönemez, bölünemez ve komşu ülkelere iltihak edilemez. Bunun dışında bütün seçenekler açıktır”. Sırbistan buradan hareketle Türkiye’nin Kosova’nın bağımsızlığını desteklemediğini iddia etmektedir.
 
Türkiye toprakları üzerinde hatırı sayılır bir Kosovalı Göçmen nüfus yaşamaktadır.
 
Bu göçmenlerin İstanbul’da birçok dayanışma derneği bulunmaktadır: 

  •    Kosova Prizrenliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği
  •    Kosovalılar Dayanışma Derneği
  •    Priştineliler Kültür ve Dayanışma Derneği
  •    Kosova Gilanlılar Derneği
  •    Kosova İpekliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği
Ayrıca bu beş Dernek İstanbul’da ‘‘KOSOVA TÜRK DERNEKLERİ FEDERASYONU’’ adı altında bir Federasyon kurulmasına karar vermişlerdir.                  

Türkiye’de Balkan kökenli vatandaşların sayısı ise bir milyonun üzerinde tahmin edilmektedir. Bu insanlardan bazılarının Kosova’da yada başka yerlerde akrabaları bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye, Balkanlardaki sorumluluğunu kendi menfaatlerinin ötesinde değerlendirmelidir. Türkiye’nin pasif Kosova politikası, Türkiye içinde de eleştirilmektedir. Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (TUSAM) Başkanvekili Ali Külebi’ye göre, Türkiye “çok boyutlu bir dış politika” izlemelidir. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlardaki potansiyel nüfuzundan da yararlanmayı bilmelidir. Başlangıç olarak Türkiye, Kosova’da Türkçe eğitime ve kültürel faaliyetlere maddi yardımda bulunabilir. Kosovalı Türkler, Türkçe eğitim araçları sıkıntısı yaşamaktadır. Ayrıca Türkiye’de okuyacak öğrenci kontenjanının arttırılmasını ve Türkiye’den alınan diplomalarının muadeletini talep etmektedirler. Ankara, Balkanların bu en kritik bölgesinde yaşayan Türkler adına UNMIK nezdinde girişimlerde bulunabilir. 
 
  • Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararının eksiksiz uygulanmasına destek vermekte, KFOR, UNMIK ve AGİT Misyonu’na asker, polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova’nın güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmaktadır. 
     
  • Türkiye, yüzyıllardır süregelen tarihi ve kültürel bağları dolayısıyla Kosova ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmektedir. Kosova’daki Türk azınlığın kazanılmış haklarının korunmasına ve Kosova’nın siyasi ve idari yapılarında adil ve hakça temsiline büyük önem verilmektedir.
     
  • Kosova’da Kasım 2001’de yapılan genel seçimlerde; Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), %1 oy oranıyla elde ettiği 3 (2’si kontenjandan) üyelikle Parlamento’ya girmiştir. Başbakan Bajram Rexhepi, 5 Mart 2003’te Sağlık Bakanlığı görevine KDTP üyesi Dr. Resmiye Mumcu’yu atamıştır. 23 Ekim 2004 tarihinde yapılan son seçimlerde ise KDTP 8353 oy alarak (%1.21) gene 2’si kontenjan 3 Milletvekili ile Parlamento’da temsil hakkı kazanmışlardır. Kosova Parlamentosuna seçilen 3 Türk Milletvekili, parlamentoda çeşitli komisyonlarda görevlidirler. 
     
  • 26 Ekim 2002 tarihinde yapılan yerel seçimlerde KDTP; Priştine’de bir, Prizren’de dört belediye meclis üyeliği elde etmiş, Prizren’de LDK (Kosova Demokratik Birliği) ile koalisyon kurarak yerel yönetime ortak olmuştur. 
     
  • 1991 yılında yapılan son nüfus sayımı sonuçlarına göre Kosova’da yaşayan soydaşlarımızın sayısı 10.838’dir. Kosova Demokratik Türk Partisi’nin (KDTP) Kasım 2001 ve 2003 seçimlerinde aldığı oylar dikkate alındığında, Kosova’daki mevcut soydaş nüfusunun en az 35.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Öte yandan, Kosova’da Türkçe’yi anlayıp konuşabilenlerin sayısının, soydaş rakamının çok daha üzerinde, 300.000 -350.000 kişi arasında değiştiği anlaşılmaktadır.  
Kosova Standartlarının yerine getirilmesi belgesine dayanarak Kosovalı Türklerin talepleri nelerdir? 
  • Kosova Türk toplumu ve KDTP Kosova’nın geleceğiyle ilgili görüşmeleri desteklemektedir. Müzakereler sonucunda nihai statüsünün çözümlenmesini beklemekteler.
     
  • Kosova Meclisinde kabul edilen ve kendilerinin de “evet” oyu kullandıkları Rezolüsyonu desteklerken bu çerçevede Kosova’nın geleceğiyle birlikte Türk toplumunun statüsünün de belirlenmesini beklemekteler.
     
  • Kosova’da hukuk üstünlüğüne ve adalete dayalı, serbest dolaşımlı, çok uluslu bir devletin oluşmasını istemekteler. 
     
  • Kosovalı Türkler, Toplumlar Danışma Kurulu’nda yer aldıkları gibi Kosova Heyeti çerçevesinde Ana Müzakere Grubu ve Çalışma gruplarında Türk temsilcisinin de yer almasını istemekte.
     
  • Nihai Statüsünün çözümüyle yan yana çıkarılacak olan Kosova Anayasasında Türk toplumunun Kosova’nın yapıcı unsuru olarak belirlenmesini beklemekteler.
     
  • Yeni Kosova Anayasasına da 1989 yılında Miloşeviç’in ve 1999 Kosova savaşı sonrası ilk UNMİK Şefi Fransız Bernard Kouchner’in yok saydığı YSFC’nin 1974 Anayasasında yer alan Türk Dili’nin ve Türkçe Eğitime tanınmış ve aynı Anayasa ile verilmiş ve kazanılmış haklarının tekrar kazanılması ve Türklerin yoğun yaşadıkları yerleşim yerlerinde Türk dilinin eşit dil olarak belirlenmesini.
     
  • Kosova’da yaşayan topluluklara belli haklar tanıyan seçim sistemin uyarlanıp kabul edilmesini.
     
  • Kosova Meclisi’nde ve Belediye meclislerinde tahsis edilmiş sandalyelerin temin edilmesini. Nüfusun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu yeni kurulan pilot Mamuşa Belediyesi’ne maddi ve manevi destek, özel olarak eğitim öğretime destek istenmekte.
     
  • Kosova’da mevcut Türkçe eğitime Türkiye’den kadrosal desteğin devamı.
     
  • Kosova Üniversitesi bünyesinde Türk Dilinde yeni açılması ve mevcut durumun çok kötü olduğu ders kitaplarının en acil Kosova’da basılması Kosova Eğitim ve Öğretim Planına ve Türklerin ihtiyaçlarına uygun olarak ellerinde olması.
     
  • Türk toplumuna bir günlük gazetenin sağlanmasıyla iletişimin daha yüksek düzeye çıkarılması
     
  • Kosova Ulusal TV ve radyolarında mevcut olan yetersiz yayınların hacim ve çeşitliliklerinin artırılması.
     
  • Kosova Türk toplumu temsilcilerine Türkiye Cumhuriyeti ile çifte vatandaşlık ve diğer ilişkilerin tanınması istenmekte.
     
  • Arnavut tarih kitaplarından Türk düşmanlığını körükleyici bölümlerin çıkartılması
     
  • Kazanılmış ve kazanılacak hakların pratikte kullanılması için koşulların yaratılması.
     
  • Ulusal TV ve radyoda Türkçe yayınların 1999 Kosova Savaşı öncesi seviyeye çıkarılması
     
  • Türkçe ders kitaplarının hazırlama ve yayınlama sürecinin hızlandırılması ve kitapsız çocukların eline geçmesinin temin edilmesini,
     
  • Kosova Meclisi’nde çıkan yasalar ve kararların Türkçe’ye çevrilip yayınlanmasını.
 
Sonuç ve Yapılması Gerekenler 
  • Türkiye Cumhuriyeti ve Kosova arasında daha sıkı ilişkilerin kurulması, Parlamentolar arası diyalogun arttırılması gerekmektedir. Devletler nezdinde üst kademe görevlilerin karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmeleri gerekmektedir.
     
  • Kosova ile ekonomik ilişkilerde öncelikle ülkemizde üretilen tüketim mallarının satışına önem verilmeli ve şu anda ağırlıklı olarak İstanbul piyasasından alış-veriş yapan Kosovalı esnafa Anadolu ürünlerini de tanıtıp, toplam ithalatında %14 gibi küçük bir pay olan Türk ürünleri payının arttırılması gerekmektedir. Bu kapsamda yaşanan gıda kodeksi sorununun da çözümlenmesi ve iki ülke gıda kodekslerinin uyumlu hale gelmesi gerekmektedir.
     
  • Kosova, ilk planda 2.000.000 nüfusu ile orta büyüklükte bir şehir kadar olmasına rağmen, bütün ihtiyacını ithalat yoluyla karşılayan Avrupa’nın ortasında bir ülke olarak önemli bir ticaret merkezi olabilir. Türkiye’ye ve Türk insanına karşı büyük bir hasret, sevgi ve saygı gözlenmektedir. Hemen hemen herkesin Türkiye ile bir bağı olup, tamamen Türk televizyonlarını izlemekte ve TV reklâmlarından etkilenmektedirler. Ancak, iyiyi kötüyü çok iyi bilen bir kültüre sahip olan halka her zaman kaliteli veya en azından sözleşmeye uygun mal sunmak şarttır. Piyasada Türk malları vardır, fakat sık sık Türk mallarının kalitesinin giderek bozulduğundan ve pazarın tamamına sahip olmak varken giderek daraldığından bahsedilmektedir. Bunda “Ucuz Olsun, Çok Satılsın” düşüncesi ile Türkiye’den kalitesiz mal götüren Kosovalı tüccarların payı büyüktür, bunun önüne geçecek tedbirler alınmalıdır.
     
  • Karayolu ile mal sevkıyatında transit geçiş yapılan Bulgaristan ve Makedonya sınırlarında büyük sıkıntılar yaşandığı belirtilmektedir. Özellikle Makedonya’nın kendi mallarının satışını arttırmak amacıyla 100 km.’lik sınırdan tır’ların geçişine 7 günden önce izin vermediği söylenmektedir. Kosova pazarına % 14 gibi az bir ürün satabilen ülkemizin, dış ticaretini arttırmak amacıyla bu konuda da (kargo uçakları ile taşımacılık dahil) etkili tedbirlerin alınması gerekmektedir. 
     
  • Türkiye ile ticarette büyük kolaylık sağlayacak olan Türk bankalarından birinin acilen şube veya büro açması gereklidir.
     
  • Kosova yetkilileri ile görüşmeler yapılarak dış ticaret düzenlemelerinin en azından bütün ülkeler için eşit uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir. Bu konuda bazı ülkelere (Sırbistan, Karadağ, Makedonya vs.) indirimli gümrük vergilerinin uygulandığı belirtilmektedir.
     
  • Çok yüksek olan işsizliğin önlenmesi için mesleki eğitim alanında Türkiye ile işbirliği içerisine girilmeli, Türkiye’de mesleki eğitim veren kurslar açılmalı ve Kosova’dan kursiyerler davet edilmelidir.
     
  • Yunanistan, Slovenya, Almanya, Malezya gibi ülkelerin iş adamlarının otobüslerle sık sık gelerek ticaret imkanlarını zorladıklarını, Yunanistan’ın bir tek meyve suyu fabrikasının ürünlerinin ülkede en çok satılan ürün olduğunu, buna karşılık Türkiye’den etkili ve sürekli bir organizasyon görmediklerini beyan etmektedirler. 
     
  • Turizm konusunda da en çok tercih dilen ülkenin Türkiye olduğu bu sebeple acilen Türk turizm bürolarının açılması ve turizm organizasyonlarının yapılması gerekmektedir. 
     
  • Turizm konusunda Kosova’daki otellerin kiralanması, satın alınması veya yeni oteller yapılmasına da ihtiyaç vardır.
     
  • Bölgede var olan Osmanlı Mimari Eserlerinin restorasyonuna önem verilmeli ve planlanan yenileme çalışmaları acilen başlatılmalıdır.
     
  • Alt yapı ve inşaat konusunda büyük yatırımların planlandığı söylenmektedir. Türk inşaat sektörünün başarısı bilinmektedir. Bu konu yakın takibe alınıp ihalelere girilmelidir.
     
  • Kosova’da Türk ürünlerinin sergilendiği fuar beklentisi vardır. Böyle bir organizasyonun müzik, tiyatro, halk oyunları ve spor karşılaşmaları ile de donatılıp her yıl “Türk Ürünleri Haftası” nın yapılması çok faydalı olabilir. 
     
  • Tarım alanları düzgün, verimli fakat çok parçalanmış görünmektedir. Bu konuda etkili bir araştırma yapılamamakla birlikte, bütün tarım ürünleri ve sebze-meyvenin de ithalat yoluyla karşılandığı dikkate alındığında bu konuda da özel bir araştırma yapılabilir. 
     
  • Sınai yatırımlar konusunda, yalnızca 2 milyon nüfuslu Kosova için yatırım yapmak çok ekonomik görülmeyebilir. Ancak, Kosova merkezli çevre ülkeleri de hedef alan bir pazar için yatırım yapmak değerlendirilebilir.
     
  • Yatırım konusunda, öncelikle kamuya ait olup şu anda atıl duran ve kurtarılmayı bekleyen tesisler mercek altına yatırılıp değerlendirilebilir. Kosova’da yapılan özelleştirmelerde atıl durumda bulunan bir çok tesis bulunmaktadır. Bu tesisler ile Ticaret ve Sanayi Odalarımızın ilgilenmeleri ve bu özelleştirmeler ile ilgili bilgiler Türk Sanayicisine yatırımcısına ulaştırılmalıdır. 
     
  • Kosova Ekonomi Odası ülke ekonomisine hakimdir. Oda ile ilişkilerin arttırılması amacıyla “Kardeş Oda” kabul edilip maddi ve manevi yardımlaşma sağlanabilir. Oda Yöneticileri Türkiye’ye davet edilip Türk Sanayi hakkında bilgi verilir ve Kosova’daki araştırma ve yatırım kararlarında da görüşlerinden faydalanılabilir. 
     
  • Kosova’daki Türk varlığı, ülkemiz lehine bir potansiyeldir. Ülke çoğunluğunu teşkil eden Arnavut asıllı kişileri rahatsız etmeyecek derecede Türklerin kurdukları dernek ve odalarla özel olarak ilgilenilerek dostluk köprüleri kurulabilir. Bu bağlamda Kosova’da kurulu bulunan Türk Dernek, Vakıf ve Meslek Örgütlerinin Türkiye’de yapacağı çalışmalara ve Türkiye’deki Göçmen Dernek ve Vakıflarının Kosova’da yapacağı sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetlere destek olunması gerekmektedir.
     
  • KDTP Kosova Demokratik Türk Partisi, Kosova Türklerini bir çatı altında toplamalıdır. Parti içerisinde ayrımcılık, bölücülük yapılmamalıdır. Kosova Türkleri denildiği zaman akla KDTP gelmelidir. 
     
  • Ülkemiz TV Kanallarının bir çoğu Kosova’dan izlenebilmektedir. TRT ve Özel TV Kanallarının bölgeye ve bölgenin sorunlarına, ihtiyaçlarına yönelik programlar yapması gerekmektedir.
     
  • T.C. Üniversitelerinde, Kosovalı öğrenciler için sağlanan yüksek öğrenim kontenjanlarının arttırılması gerekmektedir. Ayrıca Kosova’da bir Türk Üniversitesinin açılması konusunda gereken girişimler yapılmalıdır. 
     
  • Kosova’da görev yapan T.C. Eşgüdüm Müsteşarlığı, Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığı, Türk Polis Kontenjanı Yetkilileri, TİKA Kosova Yetkilileri, Anadolu Kalkınma Vakfı Temsilcileri, Priştine Üniversitesi Türkoloji Bölümü Yetkilileri vb. kuruluşlar, Türkiye’de ilgili Bakanlıklar ve Türkiye’de yerleşik Göçmen Dernek ve Vakıfları Temsilcileri ile bir araya getirilip bölge ile ilgili durumlar görüşülmelidir.
     
  • Kosova nüfusunun %76’sı Müslüman’dır. Bu Müslüman nüfus dinine bağlı, İslam dinini yaşayan bir toplumdur. Ama, Kosova’da artan Hıristiyanlık faaliyetleri bu topluma zarar vermeye başlamıştır. Yapılan bu çalışmaların önlenmesi gerekmektedir. Bu konuda T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Kosova’da daha aktif bir rol oynayacak şekilde yapılandırılmalı, Kosova’ya Kur’an-ı Kerim, Türkçe Meali ve her türlü dini kitaplar gönderilmelidir. 
     
  • Halkın ticaret ve tarım dışında bir geliri yok gibi görünmekte ise de, alım gücünün yüksek olduğu ve yatırıma hazır nakit bir potansiyelin olduğu söylenmektedir. Her şeyin nakit alınıp satıldığı ülkede çok sayıdaki villa tipi müstakil konut inşaatı da bu fikri doğrulamaktadır. Birbirlerine çok tutkun bir aile yapısına sahip halkın, hemen hemen yurtdışında çalışan çok sayıdaki yakınları önemli bir para kaynağı gösterilmektedir. İki yıldır ülkede bulunan 50.000’e yakın yabancı asker ve sivil personel de ekonomide önemli bir kaynaktır. 
 
Kaynaklar:
  • KDTP Parti Programı Ve Kosova Sorunları Bülteni
  • KDTP Web Sitesi www.kdtp.org
  • İstanbul Ticaret Odası Kosova Raporu
  • Ankara Sanayi Odası Kosova Raporu
  • Rıfat Sait Kosova Raporu
  • Şecaattin Koka Kosova Raporu
  • BBC-TURKISH
  • http://www.bbc.co.uk/turkish/indepth/story/2004/10/printable/041022_kosova_rehber.shtml
  • Erhan Türbedar, Tarihte Değişen Siyasî ve Sosyal Dengeler İçinde Kosova Türkleri
  • Can Karpat, AIA Türkiye Masası Balkanların en kritik bölgesinde yaşayanlar: Kosovalı Türkler 15.12.2005
 
 
Ek.1 
KOSOVA için STANDARTLAR
“Etnik köken, ırk veya din esas alınmadan herkesin korkusuzca, kin veya tehlike olmaksızın serbestçe yaşayabileceği, çalışabileceği ve seyahat edebileceği ve herkes için hoşgörünün, adaletin ve barışın olacağı bir Kosova için”
Priştine’de Sunuldu, 10 Aralık 2003

KOSOVA için STANDARTLAR
I. İşlevsel Demokratik Kurumlar 
Özyönetim Geçici Kurumları (ÖGK) özgürce, adil ve demokratik yollarla seçilmelidir. ÖGK, 1244 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı ve Anayasal Çerçeve ile uyum içerisinde tarafsız, şeffaf ve güvenilir bir şekilde idari görevlerini yerine getirmelidir. Kosova toplulukların tümünün çıkar ve ihtiyaçları, yönetimin her kurum ve bölümlerinde eksiksiz ve adil olarak temsil edilmelidir. Bu topluluklar idarede tümüyle etkin olmalıdırlar. ÖGK kanun ve işlevleri Avrupa standartlarına yönelik olmalıdır. Kosova bölgesi içerisinde Kosova insanının hepsine ÖGK hizmetler sunabilmeli; paralel yapılanmalar ortadan kaldırılmalıdır.

Seçimler
  • Seçimler düzenli, şeffaf, özgür ve adil olup uluslararası standartlara uygun ve tüm topluluk ve etnik grupların eksiksiz ve huzurlu katılımını sağlamalı;
  • Bölge-içi yerinden edinmiş kişiler ve mülteciler Kosova seçim sistemine tamamen dahil olmalı ve oy kullnabilmeleri kolaylaştırılmalıdır;
  • Seçimler bağımsız, temsiliyeti olan ve çok-etnikli Merkez Seçim Kurulu tarafından yönetilmeli;
  • Seçimlerde birçok demokratik siyasi parti mücadele vermeli;
  • Siyasi parti çalışma ve mali durumlarını gözetleyen geniş bir yasal çerçeve kabul edilip yürürlüğe konmalı;
  • Özyönetim Geçici Kurumları (ÖGK)
  • Kanunlara uygunluk içerisinde tüm topluluklar ÖGK’nın her düzeyinde orantılı olarak temsil edilmelidir. ÖGK ve yerel belediye idareleri alenen, güvenilir ve demokratik yollarla kararlar alıp yasama yapmalılar; 
  • Bütün idari kurumlarda resmi dillerin hepsine saygı duyulmalıdır;
  • Kosova’da var olan topluluklara yönelik ayrımcılık olmadan ÖGK ve belediyeler sağlık hizmetleri, kamu hizmet kuruluşları ve eğitim gibi bütün temel kamu hizmetlerini sağlamalı;
  • Sivil devlet memurları profesyonel, bağımsız ve güvenilir olup Kosova’da var olan topluluk üyelerini barındırmalı ve önemli ölçüde kadın oranına sahip olmalı;
  • Tüm topluluklar kamu kurum iş imkânlarından faydalanabilmeli;
  • Açık ve güvenilir yönetim temin etmek amacıyla çalışma kural ve uygulamaları mevcut olmalı; Ombudsman tavsiyeleri yüksek değer içermeli;
  • Kosova Konsolide Bütçesi, Meclis, Bakanlıklar ve Belediyelerin düzenli ve bağımsız denetimleri;
  • Görevi kötüye kullanma suçlamaları titizlikle araştırılmalı, dolandırıcılık veya rüşvet alma davranışlarından sorumlu olan seçimle getirilmiş görevli ve devlet memurları etkili şekilde disiplin edilmeli;
  • Mecliste önerilen yasamalar, Meclis tarafından onaylanmadan önce Topluluklar Hak ve Çıkarları Meclis Komisyonu tarafından gözden geçirilip belirginleştirilmeli;
  • Bölgede kadınların eşit veya bunu aşan derecede katılımını sağlayacak ve ÖGK siyaset ve yasamalarında kadın haklarını eksiksiz yansıtacak düzeyde ÖGK’nın her yerinde kadın katılımını sağlamak;
  • Işlevsel yerel yönetim yapıları yaratmak amaçlı, Avrupa Konseyi merkezleşmeden uzaklaşma önerileri incelenip göz önünde bulundurulmalı;
  • Hizmet sağlama paralel yapılanmalar ortadan kaldırılmalı veya ÖGK yapılarıyla bütünleşmeli;
Medya ve Sivil Toplum
  • Kosova içerisinde tüm topluluklara bilgi edinme imkânını sağlayacak büyük ölçüde özel, bağımsız basın ve yayın medya kuruluşları bulunmalı;
  • Avrupa standartlarına doğru ilerleyen, ayrımcılık yapmadan ve değerlere uygun olarak çalıştırabilen bağımsız ve etkili medya düzenleme kurulu mevcut olmalı;
  • Nefret içerikli konuşmalar veya herhangi bir kışkırtma siyasi parti liderleri, medya düzenleme kurulu ve medya yorumcuları tarafından kınanmalıdır; 
  • Ulusal medya kaynak ve ürünleri tüm etnik topluluklara tam ve orantılı olarak bölüştürülmeli;
  • Sivil Toplum Örgütleri, özellikle azınlıkları temsil edenler, kanunlar çerçevesinde serbestçe çalışabilmeli ve bireylerin katılımı herhangi bir ayrımcılık olmadan serbest olmalı;
II. Kanun Hakimiyeti
Avrupa standartlarına uyum içerisinde kusursuz yasal çerçeve ve kanun uygulaması bulunmalı. Polis, adli ve cezai sistem bağımsız hareket edip insan haklarına tamamıyla saygı duymalı. Adaletten eşitçe faydalanma mevcut olup hiç kimse kanundan üstün olmamalı: suçlular için cezadan muaf olma hakkı olmamalı. Etnik-kaynaklı suç ve de ekonomik ve mali suçlarla mücadele edecek sağlam önlemler alınmalıdır.
Adaletten Eşit Faydalanma Hakkı
  • Kurban veya suç işleyenlerin etnik kökeni ne olursa olsun, suçların tamamı titizlikle araştırılmalı;
  • Kurban veya suçluların etnik kökenleri esas alınmadan, suç işleyenlere sürekli ve etkili dava ve mahkûmiyetin var olması;
  • En ciddi cinayet ve azınlıklara karşı yapılan saldırıları çözümlemekte kayda değer ilerlemeler  sağlanmalı;
  • Şahitler, tehdit ve cezalandırılmaktan etkin şekilde korunmalı;
  • Bütün topluluk mensuplarına yapılan şiddet suçlarına açıklık getirme oranı aşağı yukarı eşdeğerde olmalı;
  • Yargıç, savcı, avukat, polis ve ceza uygulacıların görevi kötüye kullanmaları rutin olarak araştırılmalı ve gereken şekillerde cezalandırılmalı;
  • Tüm Kosova topluluklarını temsil eden Barolar Birliği temsilcisi dahil olmak üzere yargıç, savcı, avukat ve diğer polis ve ceza sistem çalışanları için profesyonel Çalışma Kuralları olmalı;
  • Disiplin uygulamalarına katılan bireyleri cezalandırıcı hareketler nadir olmalı ve bu bireyler gerekli şekilde korunmalı;
  • Tüm topluluklar yargıç ve savcılar içerisinde, Kosova Polis Hizmetleri (KPH) ile Kosova Cezalandırma Hizmetlerinde (KCH) eksiksiz ve adil olarak temsil edilmeli;
  • Kurumlar; polis, yargıç, avukat ve ceza uygulama idarecilerini eğitmek ve yetiştirmek için çalışmalılar;
  • Tüm Kosova toplulukları mensuplarının ulaşabilecekleri medeni kanun içerisinde etkili ve tarafsız adalet sisteminin olması gerek;
  • Geciktirilmiş medeni kanun davaları gittikçe azalmalı;
  • Medeni kanunla ilgili hükümler uygulanmalı, mahkeme yürütme görevlileri işlevsel olup mahkeme para cezaları düzenli ödenmeli;
  • Avrupa standartlarıyla olabildiğince uyum içerisine getirmek amaçlı medeni kanundaki yasamalar gözden geçirilip geliştirilmeli;
  • Medeni uyuşmazlıkları çözümleme amaçlı mahkemeye başvuru alternatifleri hızlıca geliştirilip etkili şekilde kullanılmalı;
  • Kurbanlara önüne geçebilme eğitimleri ve yasal ve sosyal hizmet şartlar dahil edilip, kadın ve çocuklara karşı şiddeti, insan ticaretini ve diğer istismar biçimlerini yok etmeye yönelik etkili bir çalışma mevcut olmalı;
Şahısların kanundan üstün olmamaları
  • Etnikler arası nefret ve korku yaradan özellikle şiddet içerikli tüm suçlar titizlikle araştırılıp çözüme ulaştırılmalı ve suçlular adalet önüne çıkartılıp cezalandırılmalı;
  • Organize suç olayları, insan ticareti, aşırıcılığa kaçan suçlar, terörizm ve ekonomik suçlar özenle araştırılıp yerel yargıç ve savcılar aleyhlerinde etkili olarak dava açıp yargılamalılar. Çözüm getirilmemiş aşırıcılığa kaçan veya terörizm suçlar yüzdesi gittikçe azalmalı;
  • Yargıç, savcı, polis Kosova Polis Hizmetleri memurlarına ve şahitlere yapılan saldırı suçlularına yerel mahkemelerde adil yargılanmalı ve gereken şekilde mahkûm edilmeliler;
  • Şüpheli ve mahkumların nakil, iade ve yargılamalar süreçlerinde ortak hukuki yardımlar dahil olarak polis ve adli yetkililere yönelik bölgesel ve uluslararası işbirliği mekanizmaları işlevsel olmalı;
  • Suçluları tutuklanmak ve şahitlere ve bilgi tedarik etme dahil olup Eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Suç Mahkemesi (YUSM) ile tam bir işbirliği sürmeli;
  • YUSM’nde dava açılmayan savaş suçlarına Kosova’da adil davalar yürütülmeli;
Ekonomik ve Mali Suçlar
  • Yasadışı yollarla elde edilen varlıklara el koymalar dahil olarak kamu ve özel sektörlerdeki ekonomik suçların üstesinden gelmeye yönelik AB standartlarına uygun etkili yasal, mali ve idari mekanizmaların çalışır olmaları;
  • Özellikle çıkar uyuşmazlıklarını ilgilendiren ahlaklı idare yöntemleri hakkında, kamu sektör çalışanlarının çok büyük bir kısmı içerisinde belirgin bir anlayış bulunmalı;
  • Uygun araştırma mekanizmaları kurulup etkili olarak çalışmalı;
  • Kara para aklama yasamaları etkili şekilde uygulanmalı ve şüpheli mali işlemlerin rapor edilmeleri çalışır olmaları;
III. Hareket Özgürlüğü
Kosova’daki insanların tamamı etnik köken esas alınmadan tehdit veya saldırı korkusu, taciz veya göz korkutmalar olmadan serbestçe hareket edip, çalışıp yaşamalılar. Kamuya ait yerler de dahil Kosova’nın her yerinde kendi dillerini serbest olarak kullanıp, iş imkânlarına, alışverişe, kamu ve sosyal hizmetlere ve kamu hizmet kuruluşlarına engelsiz ulaşma olanaklarına sahip olmalılar.
Hareket Özgürlüğü
  • Dini ayinlere katılım ve benzeri yerlere ulaşmalar dahil olmak üzere, tüm topluluklar serbest olarak sosyal, kültürel ve dini ifadeleri kullanma hakkına sahip olmalılar;
  • Asker ve polis eşliğine gerek kalınmayıp etnik topluluklar mensupları serbest olarak özel ve kamu taşımacılığını kullanabilmeliler;
  • Önemli tehlikeler olmadan kamu çalışanı olan azınlık mensupları çoğunluk topluluk içerisinde çalışabilmeli;
  • Özellikle azınlıkların hareketleriyle bağdaşlaşabilecek suçlar (taşlama olayları gibi) önemli ölçüde azalıp çok nadir olmalı;
  • Etnik topluluklara ve onun mensuplarına karşı yapılan şiddet davranışlarını, siyasi liderler aksatmadan kınayıp karşı tavır almalılar;
Dilin serbest kullanımı
  • Meclis ve komisyon toplantıları resmi dillerin hepsinde yapılmalı;
  • Belediye ve bakanlıklar belgeleri zamanında bütün resmi dillere tercüme edilmeli;
  • Şahsi belgeler şahısa özgü dilde verilmeli;
  • Belediye ve bakanlıklar binalarının iç ve dış yerlerinde resmi işaret yazıları tüm resmi dillerde belirtilmeli;
  • Sokak, şehir, kasaba, köy, yol ve kamu yer isimleri Arnavutça, Sırpça ve o yerde yaşayan sayıca yeterli büyüklükteki topluluk dillerinde belirtilmeli;
  • Tüm resmi belgelerin tercümeleri ve resmi toplantıların hepsinde konu ile ilgili tüm topluluk dillerinde açıklamalar dahil olarak belediye ve bakanlıkların azınlıklara yeteri derecede tercüme ve açıklama hizmetlerini sunmalı;
IV. Kalıcı Dönüş ve Topluluklar ve Mensuplarının Hakları
Tüm azınlık mensupları Kosova’nın ekonomik, siyasi ve sosyal hayatında eksiksiz yer alabilmeli ve etnik kökenlerine bağlı olarak güvenlik ve iyi niyetlerine karşın tehdit görmemeliler. Kosova’ya geri dönme isteği olan tüm mülteci ve yerinden edinmiş kişiler, bunu güven ve saygınlık içerisinde yapmalılar.
Haklar
  • Avrupa standartlarına uygun olarak Kosova kanunları geniş alanda insan haklarının ve topluluklar ve onun mensupları haklarının korunmasını temin etmeliler;
  • ÖGK içerisinde azınlık haklarıyla uyumu sağlayacak ve insan ve topluluk hak ihlallerine karşılık verecek geniş ve etkili bir yapı mevcut olmalı;
  • Belediyeler içerisinde insan ve topluluk haklarını korumaya yönelik var olan mekanizmalar (Belediye Topluluklar Dairesi, Belediye Meclis Topluluklar ve Arabuluculuk Komisyonları) yeteri derecede kaynak ve personele sahip olup etkili bir şekilde çalışmalar yürütmeliler;
  • Avrupa Konseyinin uygulama süreci içerisinde bulunduğu Ulusal Azınlıkları Koruma Konvansiyon Çerçevesine katılıp eksiksiz olarak bu süreçten çıkan tavsiyeleri uygulamalı;
  • Belediye ve bakanlıklar kaynaklarının tüm toplulukla adil dağılımı olmalı;
  • Eğitim programının hoşgörü ve tüm toplulukların Kosova tarihine katkısına saygı duymayı cesaretlendirmesi;
Geri Dönüş
  • Kentlere geri dönüşün artması, dönüşün genel olarak hızlanması ve karşılanmayan geri dönüş ihtiyaçların hızlıca azalması dahil olarak kalıcı geri dönüşün olduğu belediyeler sayılarının artması;
  • Hareket özgürlüğünü esas alan ayrımcılık ve sınırlamalar olmadan Kosova’ya geri dönenler ekonomi ve iş pazarına katılabilme imkânına sahip olmalı;
  • Halkın diğer kısmına eşit düzeyde geri dönenlere de sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler, eğitim ve kamu hizmetleri mevcut olmalı;
  • Nüfusa bir bütün olarak tehdit etmeyen şiddet geri dönenlere de mevcut olmayıp polis ve adli sistem ayrımcılık yapmadan kurbanın etnik kökenini esas almayıp onlara işlenen suçlara karşı anında yanıt vermeli;
  • Belediyeler ve bakanlıklar Avrupa standartlarına uygun bir şekilde tüm toplulukların geri dönüşlerine sorumluluk taşıyabilmeliler;
  • Geri dönüş projelerini ve küçük toplulukları destek fonları Kosova Konsolide Bütçesi tarafından tahsis edilmeliler;
  • Çoğunluk topluluğu liderlerinin ve kamu bilgilendirme araçlarının geri dönüş sürecine açık destekleri ve ÖGK destekli eğitim çabaları, çoğunluk topluluğu arasında hoşgörü ve geri dönüş hakkına destek ortamı yaratılmalı;
  • ÖGK geri dönüş destekleri, mali yardımlar dahil olmakla beraber, tüm topluluklara adil olarak dağıtımı yapılmalı;
V. Ekonomi
Kalıcı, rekabete dayalı pazar ekonomisine yönelik yasal çerçeve mevcut ve uygulanmalı. En temel şartlar yasal ve kurumsal olan ve hiçbir birey veya şirkete karşı ayrımcılık yapmadan hareket eden; idari görevlileri ve özel sektörü güvenilir olmasına olanak sağlama etkisine sahip düzenleme sistemi; idarenin temel görevlerini kalıcı kılan vergi idaresi ve temel hizmetleri sağlayacak ve yatırımlara yardım edecek altyapı bulunmalı. Amaç, Kosova’yı Avrupa standartlarını kazanmaya ilerletmek olmalı.
  • Temel olan ekonomik yasamalar mevcut ve uygulanmaya konmalı;
  • İlgili idari kurum ve hizmetler işlevsel olmalı;
  • Bütçe süreci çalışıp tüm yasal gereksinimleri karşılamalı;
  • Toplam yerli üretim, enflasyon, ticaret ve işsizlik dahil olmakla birlikte ekonomik istatistikler mevcut ve düzenli olarak yayınlanmalılar;
  • Özelleştirme ve Devlet Şirketlerinin tasfiyeleri iyice ilerlemiş duruma gelmeli; Belediye Yetkilileri ve konu ile ilgili idari yapılar düzgün ve güvenilir olan sahiplik hak aktarmalarını desteklemeliler;
  • Kamu Şirketlerinin yeniden yapılandırılmaları, bağımsız denetleme organlarına bağlı olarak ilerlemeli ve ÖGK tarafından desteklenmeliler;
  • Ticari bankacılık, sigorta ve emeklilik düzenlemeleri üzerinde denetim güvenilir ve etkili olmalı;
  • Kosova genelinde verilen KEK, PTK ve su hizmetlerinin %100 faturalandırılması ve toplanması yaklasımı en azından komsuların duzeyinde olmalı;
  • Vergi geliri yinelenen bütçeye birikim sağlamakta ve kamu yatırımlarında payını artırmalıdır;
  • Vergi uyum göstergeleri büyük ölçüde gelişmeli;
  • Gelir elde etme üzerinde siyasi gücün etkisi olmamalı;
VI. Emlak Hakları
Emlak haklarının adil uygulanması geri dönüşü teşvik etmeli ve tüm etnik toplulukarın eşit muamele görmelerini esas unsur olarak içermeli. Bu, etkili yasama mevcudiyetinin; etkili mülk anlaşmazlık çözüm mekanizmalarının; barınma yerleri, ticari ve tarım alanları hak sahiplerinin kendi mülkiyeti üzerine etkili sahiplik barındırmalarının ve doğru olan devir, yük ve emlak kayıt sisteminin ve de baskılı emlak satım engellerinin var olmasını gerektirmeli.
Emlak Hakları
  • Avrupa standartlarına uygun yasa sisteminin mevcudiyeti;
  • Yasadışı sakinler emlak içinden tahliyeleri ve mülkün hak sahiplerine iadeleri;
  • Avrupa mahkeme sistemleriyle karşılaştırılabilecek oranda Belediye Mahkemelerinin azınlıklara karşı ayrımcılık yapmadan mülkiyet davalarını çözümlemeleri;
  • Polisin bu kararları eksiksiz ve ayrımcılık yapmadan uygulaması;
  • Konut ve Emlak Müdürlüğü ve Konut ve Emlak Davaları Komisyonu geciken davalarına etkili şekilde çözüm getirmesi;
  • Tarım ve ticari mülkleri üzerinde anlaşmazlıkları önleyecek etkili sistemin mevcudiyeti;
  • Emlak hakları sicil dairesinin kurulması ve çalışması ve belediye kadastro incelemelerinin tamamlanması;
  • Azınlık toplulukları ve diğer yoksul grupların resmi olmayan ve eskiden kurdukları barınma yerlerinden Belediye yetkililerinin kanunsuz ve haksız kamu alanlarını kazanma girişimlerini durdurması;
  • Korunmasız azınlık gruplarının resmi olmayan yerleşimlerinin yasallaştırılmaları ve düzenlenmeleri;
Kültür Mirasın Korunması
  • Kosova’nın tüm etnik, dini ve dil toplulukların ortak mirası olarak Kosova mirasına saygı gösterilmeli;
  • Avrupa standartlarına uygun olarak, ÖGK yardımları ile tüm topluluklar onlara önemli olan kültürel, tarihi ve dini miras yerlerini muhafaza etmek, bakımını yapma ve koruma hakkına sahip olmalı;
  • Herhangi bir topluluğun ait kültür mirasına yönelik ne ayrımcılık ne de öncelik davranışları olmamalı;
VII. Diyalog
Pratik meseleler üzerine ÖGK ve onların Belgrat’taki eşdeğer otoriteleri arasında yapıcı ve devamlı diyalog bulunmalı. Kosova’nın bölge ile işbirliği gelişmiş olmalı.
 
Belgrad – Priştine Diyaloğu 
  • Düzenli çalışma grup toplantıları devam etmelidir (ilk başta dört: kayıp kişiler, geri dönüş, enerji ve taşımacılık ve iletişim) ve tüm çalışma grupları çok-etnikli olmalı;
  • Toplantılar yapıcı işbirliği ortamında gerçekleşip prosedür kurallarına saygı duyarak uluslararası uzmanlıktan faydalanılmalıdır;
  • Ortak kaygılarla alakalı pratik meseleler üzerine çözümlerde çalışma grupları gelişme göstermeliler;
Bölgesel
  • Hareket özgürlüğü (sınır geçişleri dahil), ticaret ve ekonomi, polis ve adalet, kamu idaresi ve bölgesel parlamenter değiş tokuş alanlarında ileri düzeyde işbirliği sağlamak amaçlı çalışma düzenlemeleri yapılmış durumda olmalı;
  • Bölgede istikrar sağlamak amaçlı ikili ve çok yönlü düzenlemelerde katılım var olmalı.
VIII. Kosova Koruma Güçleri
Anayasal Çerçevede belirtildiği gibi, “Kosova’da olağanüstü durumlarda kamu güvenliği için felaketlerde acil yanıt ve insani yardım görevlerini yerine getiren olağanüstü durum sivil örgütü” olan Kosova Koruma Güçleri (KKG) eksiksiz olarak görevini yerine getirmelidir. KKG belirgin, sorumlu, eğitimli ve profesyonel tarzda çalışmakta ve tüm Kosova halkının temsilcisi olmalıdır. KKG disiplini uygulamak yeteneğine sahip ve tamamen açık ve net bir şekilde finanse edilmelidir.
  • KKG, kanun hükümlerine tamamen uyum içerisinde görevini yerine getirmelidir;
  • Tüm Kosova toplulukları ayrımcılığa maruz kalmadan KKG’da tümüyle ve adil olarak temsil edilmeliler;
  • Finansman açık ve net olup bağımsız kurullar tarafından denetlenmelidir;
  • KKG üs sayıları üçte biri kadar; birlik büyüklüğü de aktif 3,052 ve yedek olan 2,000 üyeye azaltılmış olmalı;
  • Sıkı çalışan Disiplin Kuralları ve İcra Teftiş Sistemi tarafından görevi kötüye kullanmalar cezalandırılmalı;
  • Etnik azınlıkları üyeliğe almaya yönelik, KKG etraflı kampanyada yer almalı,
  • KKG yeniden inşaat faaliyetlerinde etnik azınlık topluluklarına yönelik orantılı pay vermeli;
  • Aktif ve yedek üyelere yönelik Hizmet Kanunu Şartları kabul edilip uygulanmalılar.


Hazırlayan: Bülent Fidan
KOSOVA PRİZRENLİLER KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
www.prizrenliler.org
19 Eylül 2006